Peygamber Efendimiz’in su içtiği kâse Topkapı Sarayı’nda
bulundu |
Hz. Muhammed (sas)’in su içtiği ve kaynaklarda Kadeh–i Şerif olarak
geçen; ancak kaybolduğu sanılan kâsenin günümüze kadar ulaştığı ortaya çıktı.
Aksiyon dergisinin son sayısında yer alan haberde, “gümüş kâse” kaydıyla
muhafaza edilen kabın Topkapı Sarayı’nda bulunduğu belirtildi.
Hazret–i
Peygamber (sas)’e, su ikram edilen bir kap ashaptan Sehl bin Sa’d tarafından
saklanarak Halife Ömer bin Abdülaziz’e hediye edilmiş. Efendimiz’in hatırasını
taşıyan “Kadeh–i Şerif” kayboldu zannedilmesine rağmen, yıllar süren
sessizliğinin ardından Topkapı Sarayı’nda ortaya çıkarıldı. Aksiyon dergisinin
son sayısında Hilmi Aydın ve Ahmet Doğru imzasıyla yayınlanan haberde, Kadeh–i
Şerifin ilginç serüveni ve ortaya çıkış süreci gözler önüne serildi. Olay,
Saadet Asrı’nın mutlu günlerinden birinde Medine’de geçiyor. Hazreti Peygamber
(sas)’in , yanında ashabından bazı zâtlar, bir yerden dönmektedir. Benî Sâide
Sofası denilen mevkide istirahat etmek için oturulur. Efendimiz, Sehl ibni
Sa’d’a dönerek “Ya Sehl, bizleri bir sulasan.” buyurur. Bu emri canına minnet
bilen Sehl de tahtadan bir kap ile Efendimiz ve ashabına su dağıtır. Sekiz
yaşında iken Bedir Savaşı’nda babasını şehit veren, Resulullah (sas)’ın
vefatında 15 yaşlarında bir delikanlı olan, hicri 91 yılında 96 yaşında vefat
ettiğinde “Medine’de en son vefat eden sahabi” unvanını alan Sehl, o gün su
ikram ettiği ağaçtan mamul kadehi yıllarca hatıra olarak saklar. Yıllar sonra,
bir topluluğun içinde gösterdiğinde kadeh, orada bulunan Halife Ömer bin
Abdülaziz tarafından istenir. Sehl de kadehi ona hediye eder. Kaynaklarda,
tarihe “İkinci Ömer” ismiyle geçen yedinci Emevi Halifesi Ömer bin Abdülaziz’in,
Hazreti Peygamber (sas)’e son derece hürmetkâr bir şahsiyet olduğu belirtiliyor.
Öyle ki, Medine’de vali iken Efendimiz’in ayak bastığı yerleri adım adım
dolaştığı, namaz kıldığı yerlerde namaz kıldığı, önemli olayların geçtiği her
yeri ziyaret ettiği belirtiliyor. Ömer bin Abdülaziz, Efendimiz’in dudaklarının
ve ellerinin değdiği kadehle birlikte, yine ona ait hurma yaprakları ile örülmüş
bir serir, içi hurma yaprakları ile dolu deriden bir yastık, büyükçe bir çanak,
elbise, el değirmeni, sadak ile bir kadife yorganı da hürmeten muhafaza
ediyordu. Hastalandığında ise şifa umuduyla üzerinde Efendimiz’in terinin hâlâ
misk gibi koktuğu yorganın suyu ile yıkanıyordu. Hırka–i Saadet Dairesi’nde
Yaklaşık üç asır boyunca tam bir emanet titizliği ile korunan ve hikayesi
kaynaklara geçen bu kadehin daha sonra ne olduğu bugün için bilinmiyor. Ama Sehl
bin Sa’d tarafından muhafaza edilen kadeh günümüze kadar gelmiş durumda. Topkapı
Sarayı Hırka–i Saadet Dairesi’nde bulunan Kadeh–i Şerif, ağaçtan yapılmış. Çapı
dıştan 20, içten 16 cm; yüksekliği dıştan 8, içten 6 cm; kalınlığı ise 2 cm.
Zaman içinde yıprandığı, adeta dağılacak gibi bir hal aldığı için dışı gümüşle
kaplanmış. Yıpranan kısımları da siyah bir madde ile doldurulmuş. Dış kısmındaki
kalem işi desenlerle bezeli gümüş kaplamanın etrafını sülüs hattıyla Ayete’l
Kürsi yazılı bordür çeviriyor. Ağız kısmında ince bir yazı ile kadehin hikâyesi
kayıtlı. Aynı kitabe sülüs hattıyla bir madalyon şeklinde dip kısmında da yer
alıyor. Kitabeye göre Hazreti Sehl tarafından muhafaza edilen Kadeh–i Şerif, bir
müddet Kalkaşendi ismiyle tanınan bir ulema ailesi tarafından korunmuş, hicri
921 yılında da Şam emirlerinden Emir Sibay’ın eline ulaşmış. Üzerindeki gümüş
kaplama da muhtemelen bu devirde yaptırılmış. Kadeh–i Şerif’in bu tarihten
sonraki hikayesi ise tam bir muamma. Kaplamasında Emir Sibay tarafından teslim
alındığı tarih olarak belirtilen hicri 921, miladi takvimle 1515/16’ya denk
geliyor. Şam’ın Osmanlılar tarafından alındığı tarih de hicri 922. Şam, Memlük
ordusunun Mercidabık’ta imhası sonunda 28 Eylül 1516’da kapılarını Yavuz Sultan
Selim’e açmış, Yavuz da bir müddet burada ikamet etmişti. Üzerindeki kitabeyi
saymazsak Kadeh–i Şerif’le alâkalı yazılı kaynaklardaki bilgiler en son Ömer bin
Abdülaziz devrine kadar ulaşıyor. Kayboldu sanılıyordu Bu tarihten sonra nasıl
muhafaza edildiği, Osmanlılara nasıl intikal ettiği konusu bir tarafa,
varlığıyla ilgili bilgiye rastlamak dahi mümkün değildi. Dokuz Eylül
Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ali Yardım,
Peygamberimizin Şemaili isimli eserini yazmadan önce 25 yıl boyunca bu konuları
derinlemesine araştırdığını, bütün kaynaklara ulaşmaya çalıştığını; ama böyle
bir bilgiye rastlamadığını belirtiyor. Kadeh–i Şerif, Topkapı Sarayı'nda 21/37
no’lu gümüş tas olarak kayıtlarda gözüküyor. Kutsal Emanetler Dairesi'nde, 1400
küsur yıl öncesinin mutlu bir gününden kalan bu hatıranın muhafazasına devam
ediliyor. |
|